Her Şey Olup Biterken Kendi Hayatımızı Ne Kadar İzliyoruz?

Bir arkadaşınızın tatili, başka birinin yeni işi, kaçırdığınız bir davet, herkesin konuştuğu yeni bir restoran… Gün içinde yüzlerce hayatın küçük anlarına tanık oluyoruz. Bir süre sonra kendi hayatımızın ritmini duymak zorlaşabiliyor. FOMO, yani Fear of Missing Out, başkalarının biz yokken güzel, önemli ya da heyecan verici bir şey yaşadığı düşüncesiyle ortaya çıkan huzursuzluğu anlatıyor. FOMO’nun sürekli bağlantıda kalma ihtiyacı ve sosyal medya kullanımıyla ilişkili olduğu biliniyor (Przybylski et al., 2013).

Bazen bir davete giderken aklımızda yalnızca orada ne yaşayacağımız bulunmuyor. Gitmezsek neler olacağını da düşünüyoruz. Dr. Nicole LePera, sınırlar ve insanları memnun etme üzerine konuşurken, başkalarının beklentilerine göre hareket etmenin kişinin kendi ihtiyaçlarını duymasını zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Yorulduğumuz halde bir plan daha yapabiliyor, istemediğimiz halde bir mesaja cevap verebiliyor, yalnız kalmaya ihtiyaç duyduğumuz bir akşamı başka insanlara ayırabiliyoruz. Bir süre sonra kendi isteğimizi çevremizden gelen beklentilerden ayırmak zorlaşabiliyor.

Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendimizden Ne Kadar Uzaklaşıyoruz?

Dr. Gabor Maté’nin stres, sınırlar ve sürekli “evet” deme eğilimi üzerine konuşması, bu döngünün başka bir tarafını gösteriyor. Kendi ihtiyaçlarımızı uzun süre geri plana attığımızda, çevremizdekilere uyum sağlamak kolaylaşırken kendi iç sesimizi duymak giderek güçleşebiliyor. Hayatımızın her alanına yetişmeye çalışırken zihnimizde sürekli açık kalan bir liste oluşuyor: cevaplanacak mesajlar, gidilecek yerler, takip edilecek gelişmeler, değerlendirilmesi gereken fırsatlar.

Dr. Tara Swart’ın stres ve dijital aşırı yüklenme üzerine konuşmalarında vurguladığı gibi, sürekli yeni uyaranlarla karşılaşmak dikkatimizi bir sonraki şeye taşımaya devam ediyor. Bildirimler, sosyal medya akışı ve bitmeyen bilgi akışı zihne çok az boşluk bırakabiliyor. Bazen birkaç saat boyunca telefonun başka bir odada olması, bir yürüyüşe çıkmak ya da akşamı plansız geçirmek bu yoğunluğun içinde yeniden nefes alabileceğimiz bir alan yaratıyor.

Bir Şeyi Kaçırmak Bize Ne Kazandırabilir?

JOMO, yani Joy of Missing Out, burada daha sakin bir ihtimali hatırlatıyor. Bir daveti geri çevirmek, telefonu sessize almak, herkes dışarıdayken evde kalmak ve o akşamın tadını çıkarmak… Dikkatimizi yeniden kendi deneyimimize çevirdiğimizde, dışarıda olup bitenlerin üzerimizdeki ağırlığı da azalabiliyor.

Zaman zaman dijital akıştan uzaklaşmak, zihnimizde yeniden boşluk yaratmamıza ve dikkatimizi bulunduğumuz ana çevirmemize yardımcı olabiliyor.

Belki de hayatın her anına yetişmeye çalışmak yerine, bazı anların bizsiz akmasına izin vermek iyi gelebilir. Bir planı pas geçmek, mesajı daha sonra cevaplamak, bir akşamı sessizlikte geçirmek ve dünyanın geri kalanının birkaç saatliğine kendi akışında ilerlemesine izin vermek…

Çünkü bazen iyi hissetmek, her yerde olmakla değil; bulunduğumuz anın içinde gerçekten kalabilmekle başlıyor.

Yazar: Klinik Psikolog Yağmur Özyürek

Research & References

Przybylski, A. K., Murayama, K., DeHaan, C. R., & Gladwell, V. (2013). Motivational, emotional, and behavioral correlates of fear of missing out. Computers in Human Behavior, 29(4), 1841–1848. View source

LePera, N. How to Set Boundaries & Stop People Pleasing. YouTube

Maté, G. The Cost of Almost Saying Yes When You Want to Say No. YouTube

Swart, T. Overcoming Stress & Digital Overload (Diary of a CEO). YouTube