İçeriye Açılan Bir Alan

Bazı dönemler vardır; insan hayatın akışına biraz daha yakından bakmak ister. Yazın ortasına yaklaşırken günlerin uzaması, doğanın canlılığı ve mevsimin yavaş yavaş olgunlaşan ritmi de böyle bir davet taşır. Dış dünyada hareket ve canlılık artarken, içeride nasıl hissedildiğini fark etmek için de güzel bir alan açılır. Belki de öz bakım tam burada başlar; kendini değiştirmeye çalışmadan, düzeltmeden ya da bir yere yetiştirmeden, yalnızca kendine biraz daha dikkatle yaklaşabilmekte.

Görünenin Ötesinde

Öz bakım denildiğinde akla çoğu zaman cilt bakım rutinleri, uzun banyolar, güzel kokular ya da kendimize ayırdığımız keyifli anlar geliyor. Bunların her biri elbette iyi hissettirebilir. Ancak kendine iyi bakmak, yalnızca aynada gördüğümüz tarafla ilgili değil. Bazen çok daha derinde, günlük hayatın telaşı içinde kolayca gözden kaçan bir yerde başlıyor.

İnsan yalnızca bedeniyle değil; duygularıyla, düşünceleriyle, enerjisiyle ve ihtiyaçlarıyla da bir bütün. Bu yüzden gerçek bakım da yalnızca dışarıya değil, içeriye de yöneliyor. Nasıl hissedildiğini fark etmek, neye ihtiyaç duyulduğunu duyabilmek ve kendine biraz daha anlayışla yaklaşabilmek de öz bakımın önemli bir parçası hâline geliyor.

Kendinle Kurduğun İlişki

Öz bakımın en az konuşulan taraflarından biri, insanın kendisiyle kurduğu ilişki olabilir. Gün içinde zihnimizden geçen cümlelere dikkat edildiğinde bunu görmek mümkün. Başkalarına gösterilen anlayışın, sabrın ve şefkatin aynısını kendimize göstermekte zorlanabiliyoruz.

Oysa son yıllarda yapılan araştırmalar, kişinin kendisine daha anlayışlı ve şefkatli yaklaşabilmesinin psikolojik iyi oluşla güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösteriyor (Phillips & Hine, 2021). Bu nedenle kendine iyi bakmak bazen daha fazla şey yapmak değil; kendinle konuşma biçimini yumuşatmak anlamına da gelebiliyor.

Yavaşlığın Bilgeliği

Doğada hiçbir şey sürekli çiçek açmıyor. Her canlı sistem büyüme kadar dinlenmeye de ihtiyaç duyuyor. İnsan bedeni ve sinir sistemi de farklı değil. Araştırmalar, uzun süreli stresin hem fiziksel hem de duygusal iyi oluş üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koyuyor (McEwen, 2017). Bu nedenle dinlenmek, yavaşlamak ve nefes almak yalnızca hoş bir seçenek değil; iyi oluşun doğal bir parçası.

Belki de öz bakım bazen tam olarak burada kendini gösteriyor. Yapılacaklar listesini tamamladıktan sonra değil, ihtiyaç duyulduğu anda biraz durabilmekte. Bir fincan kahveyi acele etmeden içebilmekte. Sessiz bir yürüyüşte. Derin bir nefeste. Ya da yalnızca kendine eşlik edebildiğin birkaç dakikada.

Kendi İçimize Doğru

Öz bakım, kusursuz bir yaşam yaratmaya çalışmak değil. Kendine biraz daha yakın durabilmek. Bedenin, zihnin ve kalbin verdiği sinyalleri duyabilmek. Bazen harekete geçmek, bazen dinlenmek, bazen de yalnızca olduğu yerde kalabilmek.

Belki bu ayın hatırlattığı şey de budur:

Kendine iyi bakmak, hayatına daha fazlasını eklemekle ilgili değil.

Kendinle kurduğun ilişkiye biraz daha özen göstermekle ilgili.

Ve çoğu zaman en derin bakım, insanın kendisine dönmesiyle başlıyor.

Yazar: Klinik Psikolog Yağmur Özyürek

Research & References

McEwen, B. S. (2017). Neurobiological and systemic effects of chronic stress. Chronic Stress, 1. View source

Phillips, W. J., & Hine, D. W. (2021). Self-compassion, physical health, and health behaviour: A meta-analysis. Health Psychology Review, 15(1), 113–139. View source