İyi Yaşamın İçindeki Keyif

Bir süredir wellness dünyasında tanıdık bir telaş var. Daha erken kalkmak, daha iyi beslenmek, daha çok hareket etmek, daha iyi uyumak… Sabah rutinleri, uyku skorları, adım sayıları derken iyi hissetmek bile zaman zaman yapılacaklar listesindeki başka bir maddeye dönüşebiliyor.

Joy-Centered Wellness tam bu noktada daha yumuşak bir pencere açıyor. İyi yaşamın içine neşeyi, hazzı, merakı ve duyuların verdiği küçük mutlulukları yeniden davet ediyor. Güneşli bir günde uzun bir kahve molası, sevilen bir şarkının tam ortasında yakalanan o tanıdık his, arkadaşlarla uzayan bir akşam yemeği… Belki de wellness’ın en güzel taraflarından biri, hayatı biraz daha hissederek yaşayabilmek.

Neşe Bedende Nasıl Bir İz Bırakıyor?

Sevilen bir müzik çaldığında omuzların gevşemesi, güzel bir yemek karşısında yüzün aydınlanması, kahkahadan sonra gelen o hafiflik… Duyguların bedenle kurduğu bağ oldukça gerçek. Pozitif duyguların daha iyi fiziksel sağlık göstergeleriyle ilişkili olabileceği; stres süreçleri, sosyal bağlar ve günlük davranışlar üzerinden bedeni etkileyebileceği düşünülüyor (Pressman et al., 2019).

Bu yüzden neşe, wellness dünyasında biraz daha fazla yer açılmayı hak ediyor. Büyük mutluluk anlarından söz etmek de gerekmiyor. Taze ekmeğin kokusu, denizden sonra tenin üzerinde kalan tuz, güneşin yüzde bıraktığı sıcaklık, uzun zamandır görülmeyen biriyle yapılan bir sohbet… Beden bazen iyi hissettiğini bizden önce fark ediyor.

Biraz Daha Yumuşak Bir Hayat

Joy-Centered Wellness’ın bir başka tarafında öz-şefkat var. Yorulduğunda dinlenebilmek, plansız bir akşama izin verebilmek, bedenin verdiği sinyalleri duyabilmek ve bazen yalnızca iyi hissettiren bir şeyi seçebilmek…

Öz-şefkat ile iyi oluş arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı bir meta-analiz, kendine karşı daha şefkatli bir yaklaşımın daha yüksek psikolojik ve genel iyi oluşla ilişkili olduğunu gösteriyor (Zessin et al., 2015). Kendimize nasıl davrandığımızın günlük yaşam deneyimimiz üzerinde düşündüğümüzden daha büyük bir yeri olabilir.

İhtiyacımız Olan Şey

Sevilen bir şarkıda dans etmek. Mutfakta uzun uzun yemek hazırlamak. Denize girmek, çıplak ayakla çimlerde yürümek, güzel bir sofrayı acele etmeden paylaşmak… Hatta bazen hiçbir amaca hizmet etmeyen, yalnızca güzel hissettiren bir şey yapmak.

Joy-Centered Wellness tam da bu küçük anların değerini hatırlatıyor. Hayatın içinde keyfe, meraka ve duyusal hazza biraz daha fazla alan açmak; iyi yaşamı yalnızca hedeflerin ve rutinlerin etrafında düşünmekten uzaklaştırıp yaşanan anın kendisine yaklaştırıyor.

Belki wellness’ın geleceği biraz daha böyle görünecek: Daha az ölçüm, biraz daha his. Daha az “daha fazlası”, biraz daha “bana ne iyi geliyor?”. Ve bütün o rutinlerin, listelerin, hedeflerin arasında kendiliğinden ortaya çıkan küçük bir kahkaha, güzel bir yemek, sıcak bir güneş ya da sevilen bir şarkı için biraz daha fazla alan.

Çünkü bazen iyi yaşam, hayatı daha iyi yönetmekten çok hayatın tadını biraz daha fazla çıkarabilmekle ilgili.

Yazar: Klinik Psikolog Yağmur Özyürek

Research & References

Pressman, S. D., Jenkins, B. N., & Moskowitz, J. T. (2019). Positive affect and health: What do we know and where next should we go?. Annual review of psychology, 70(1), 627-650. View source.

Zessin, U., Dickhäuser, O., & Garbade, S. (2015). The relationship between self‐compassion and well‐being: A meta‐analysis. Applied Psychology: Health and Well‐Being, 7(3), 340-364. View source